2 Kasım 2007 Cuma

'Ömer Hayyam Şarapçı Değildi'

Genelde içkiye düşkünler Ömer Hayyam’ı pek sever. Her zaman ellerinde Hayyam’ı referans olarak tutarlar. Bir çok içki üreticisi onun şiirlerini reklam malzemesi olarak dahi kullanmaktadır.

Halbuki divan edebiyatında şarap ve içmek mecazi anlamda kullanılır.

Örneğin lale: Kısa zamanda Horasan ve İran coğrafyasına yayılıp bahçeleri tutuşturarak ortak kültürün malı haline gelen lâle, İran şiirinde, önce Hayyam, Hâfız ve Sâdi gibi şairlerin gazel ve rubailerinde boy gösterdi; rengi ve şekli dolayısıyla genellikle ateşe, şarap dolu kadehe ve sevgilinin yanağına benzetiliyordu.
Kaynak:
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=535067

Yazar Sadık Yalsızuçanlar, son kitabı ‘Şey’de içkiyi yücelten şiirleriyle tanınan Ömer Hayyam’ın aslında hiç içki içmediğini savunuyor. Yalsızuçanlar’a göre bir mutasavvıf olan Hayyam, şarap kavramıyla ‘hakikat-i Muhammediyye’yi anlatmıştı.

“Şarap sen benim günüm güneşimsin / Öyle bir dolsun ki seninle içim / Bir bildik görünce beni sokakta / Ne o şarap, nereye böyle desin.” Şark edebiyatının efsane ismi Ömer Hayyam, rubailerinde sıkça geçen şarap kavramıyla birlikte anıldı hep. Dinî hükümlere karşı kayıtsızlığını gösteren ifadeleri de dillerden düşmedi. Minyatürlere bile başındaki kıvrım kıvrım bükülmüş sarığının, tel tel sakallarının yanısıra elindeki kadehle yansıdı. Öykücü Sadık Yalsızuçanlar ise son kitabı ‘Şey’de, Hayyam’ı çok farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. Sultanü’l-âşıkîn unvanıyla bilinen Mısırlı şair İbn Fârıd’ın (1181-2/1235) bütün Batı dillerine tercüme edilen 39 beyitlik ‘Hamriyye’sinin girişindeki, ‘Biz sarhoş iken henüz üzüm yaratılmamıştı’ mısraından yola çıkan Yalsızuçanlar, Ömer Hayyam’ın şiirlerinde kastettiği şarabın, hakikat-i Muhammediye olduğu sonucuna ulaşmış. Hayyam’ı sarhoş eden şarabın üzümle, üzüm suyu ile ilgisi olmadığını söyleyen Yalsızuçanlar, bir anlatı kitabı olan ‘Şey’de, Hayyam’ın görüşlerini imge düzeyinde ve hikâye üslubuyla yorumluyor.

İranlı matematikçi, astronom, filozof, şair Ömer Hayyam, bir çadırcının oğlu olarak 11. asrın ortalarında Nişabur kentinde doğdu. Tıp, fizik, astronomi, cebir, geometri ve yüksek matematik alanlarında önemli çalışmalara imza attı. ‘Zamanın bütün bilgilerini bildiği’ söylenirdi. Ancak yaptığı çalışmaların çoğunu kaleme almadı. Oysa Hayyam, çokça duyduğumuz teoremlerin isimsiz kahramanıydı. Mesela bilinmeyen manasındaki ‘x’ kavramını, Celali takvimi o icat etti. Kendini ne kadar gizlemeye çalışsa da aşk, şarap ve insan kavramlarını sık sık dile getirdiği şiirleri sayesinde adı dillerden düşmedi. Öyle ki şarap denilince akla gelen ilk isim oldu çoğu kez. Sadık Yalsızuçanlar ise Ömer Hayyam’ın sanıldığı gibi şarapçı kimliğiyle öne çıkan biri değil, bir İslam filozofu, bilim adamı ve mutasavvıf olarak önemli yere sahip olduğunu söylüyor. Hayyam’ın kaleme aldığı ‘Varlık Risalesi’nden yola çıkarak farklı tespitlerde bulunan Yalsızuçanlar, “Hayyam dışında, İbn-il Farıd, Mevlânâ ve Yunus Emre başta olmak üzere Hak âşığı insanlar şiirlerinde şaraptan çokça bahseder. Mevlânâ, bu bahsettikleri şarabın, meyhanedeki şarapla ilgisi olmadığını, ‘Bizim sarhoşluğumuz üzüm sarhoşluğu değildir, bizim sarhoşluğumuzun sonu yok.’ gibi beyitlerle Mesnevi’sinde sürekli dile getirmiştir.” diyor. Yalsızuçanlar’a göre Hayyam, şarap kavramıyla daima dolu olduğu hakikât-i Muhammediyye’yi anlatıyor: “Hakikât-i Muhammediyye ile sermest olanlarda O’nun aşkı ve nuru daima mütecellidir.”

Yalsızuçanlar, ‘Şey’de Hayyam’ın dilinden derin bir hayıflanmayı dile getiriyor: “Her şarap anıldığında, her şarap şişesi görüldüğünde, her üzüm hasadı yapıldığında, tuhaf bir biçimde, ruhum oradaymış gibi beni anıyorlar... Oysa o şarabın etkisiyle sarhoş olmadım ben. O şarabı hiç ağzıma sürmedim. Onun tadını bilmem. Kırmızı, beyaz, pembe, kızıl, eski, yeni, ne zaman, nasıl yapılırsa yapılsın, nasıl içilirse içilsin, hiçbir şarapta benim bir izim, bir gölgem yok. Ama herkes beni anıyor şarap denince. Şarabı sarhoş edici bir içki olarak hiç tatmadım. Ama sarhoşluğum hep arttı. Öyle bir an geldi, ne kendimi, ne gayrı bilemedim.”
Kaynak: http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=191398